Uzman Yardımcılığından Başkan Yardımcılığına Uzanan Yolculuk: Esen Öz Tekayak
23/03/2026 - 10:55:00
1998 yılında sektöre uzman yardımcısı olarak başlayan CEVA Logistics Hava ve Deniz Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Esen Öz Tekayak, lojistiğin dinamizmi içinde edinilen saha deneyimi, disiplin ve istikrarın kariyer yolculuğunda belirleyici olduğunu ifade etti. Öz Tekayak, lojistik sektöründe kadın temsiliyetinin her geçen yıl güçlendiğini ancak kalıcı dönüşüm için mentorluk, eşit fırsat politikaları ve kurumsal dayanışmanın kritik rol oynadığını belirtti.
1998 yılında sektöre, hatta gülümseyerek söyleyebilirim ki uzman yardımcısı olarak başladım. O dönemde beni en çok heyecanlandıran şey, uluslararası bir sürecin parçası olmak ve sektörün sürekli hareket halinde olmasıydı.
Lojistik aslında yaşayan bir organizma gibi; her gün yeni bir kriz, yeni bir çözüm ve yeni bir öğrenim demek. Bu dinamizm içinde zaten sürekli “alert” halindesiniz.
Müşterilerle birebir iletişimde olmak, saha operasyonlarını yakından deneyimlemek ve işin mutfağında bulunmak benim için en büyük öğrenim alanı oldu. Gece yarısı çözülen bir problem, son dakika değişen bir uçuş, transit süresi uzayan bir gemi… Tüm bu süreçler boyunca müşterinin kaygısını ve beklentisini yönetmek, bana mesleğin gerçek reflekslerini kazandırdı.
Bu deneyimler bana dayanıklılığı, hızlı karar almayı, çözüm odaklı olmayı ve en önemlisi sorumluluk almayı öğretti. İşin en güzel tarafı ise müşteriden gelen o samimi “teşekkür maili”. Bence bu mesleğin en kıymetli ödüllerinden biri.
Bugün geriye dönüp baktığımda beni bugüne taşıyan değerlerin; istikrar, disiplin, çalışkanlık, sürekli öğrenme isteği ve karar verirken duygusal zekâmı kullanabilmek olduğunu görüyorum.
Yaklaşık 28 yıllık iş hayatımın 26 yılını aynı kurumda geçirmiş biri olarak, istikrarın ve kurumsal bağlılığın kariyer yolculuğumda çok önemli bir rol oynadığını söyleyebilirim.
‘KADIN KADININ YURDUDUR’
Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlıyorsunuz ve lojistik sektöründe kariyer hedefleyen genç kadınlara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Kendimi açık iletişime inanan, yapıcı çatışmayı destekleyen ve ekiplerini inisiyatif almaya teşvik eden bir yönetici olarak tanımlarım.
Ekiplerimde herkesin söz hakkı olmasını isterim. Çünkü en doğru çözümler çoğu zaman farklı bakış açılarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Açık iletişim kültürü benim için çok önemli. Sorunları halının altına süpürmek yerine konuşmayı, tartışmayı ve birlikte çözmeyi tercih ederim.
Yapıcı çatışmanın gelişim getirdiğine inanırım. İnsanlara alan açtığınızda, kendi fikirlerini ifade etmelerine izin verdiğinizde ve hata yapma özgürlüğü tanıdığınızda gerçek potansiyellerini ortaya koyarlar.
Kadın liderliği konusunda ise her zaman çok netim. Her zaman söylediğim gibi “Kadın kadının yurdudur.” Bu nedenle işe alımlarda eşit yetkinlik söz konusuysa pozitif ayrımcılık yapmaktan çekinmem. Çünkü fırsat verilen kadınların yalnızca kendilerini değil, bulundukları kurumları da dönüştürdüğünü ve geliştirdiğini defalarca gördüm.
Genç kadınlara tavsiyem ise; kendi güçlerinin farkında olmaları, rol modellerin hikâyelerini dinlemeleri ve her deneyimi bir öğrenme fırsatı olarak görmeleri.
Sahaya inmelerini, görünür olmaktan korkmamalarını ve kimsenin onlara alan açmasını beklememelerini öneririm. O alanı bilgi, emek ve performansla kendileri yaratabilirler.
Lojistik uzun yıllar erkek egemen bir sektör olarak anıldı. Bugün geldiğimiz noktada kadınların sektördeki temsili sizce nasıl bir dönüşüm içinde? Bu değişimi hızlandıran temel dinamikler neler?
Sektöre başladığım yıllarda lojistik gerçekten erkek egemen bir alan olarak görülüyordu ve özellikle üst yönetim kademelerinde kadın sayısı oldukça sınırlıydı. Bugün ise çok daha farklı bir noktadayız. Kadınların sektördeki görünürlüğü ve etkisi giderek artıyor ve bu değişim oldukça umut verici. Ancak hâlâ kat etmemiz gereken önemli bir yol olduğunu da düşünüyorum. Artık kadınlar yalnızca destek fonksiyonlarında değil; operasyonun, stratejinin ve karar alma mekanizmalarının merkezinde de yer alıyor.
Bu değişimi hızlandıran birkaç önemli dinamik var. Öncelikle şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılığı stratejik bir öncelik olarak görmeye başlaması önemli bir kırılma yarattı.
Bunun yanında lojistik ve tedarik zinciri alanında eğitim alan kadınların sayısının artması ve sektörün teknolojiyle birlikte daha analitik ve çok boyutlu bir yapıya dönüşmesi de kadınların sektörde daha güçlü şekilde yer almasını destekliyor.
Elbette bu dönüşümde rol modellerin etkisi de çok büyük. Bir kadın liderin görünür olması, arkasından gelecek birçok kadına cesaret veriyor ve “ben de yapabilirim” duygusunu güçlendiriyor.
Ben de yaklaşık 28 yıllık iş hayatım boyunca özellikle kadın ekip arkadaşlarımı cesaretlendirmeye, onları desteklemeye ve potansiyellerini ortaya koymaları için alan açmaya büyük önem verdim ve vermeye devam ediyorum.
YAPISAL DÖNÜŞÜM ŞART
Operasyonel yoğunluğu yüksek bir sektör olan lojistikte üst düzey yönetim pozisyonlarında kadın temsili sizce yeterli mi? Kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü yer alabilmesi için hangi yapısal dönüşümlere ihtiyaç var?
Operasyonel yoğunluğu yüksek bir sektör olduğu için tarihsel olarak erkek egemen bir yapı oluşmuş. Ancak son yıllarda bu algının değişmeye başladığını ve kadınların daha fazla sorumluluk üstlendiğini görüyoruz. Yine de üst yönetim seviyesinde kadın temsilinin henüz arzu edilen noktada olduğunu söylemek zor. Kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü yer alabilmesi için şirketlerin yetenek yönetimi ve liderlik gelişim programlarında kadın profesyonellere daha fazla alan açması gerekiyor.
Mentorluk programları, eşit fırsat politikaları ve performans odaklı değerlendirme sistemleri kadınların kariyer yolculuğunda önemli bir fark yaratıyor. Bunun yanında kapsayıcı kurum kültürü, esnek çalışma modelleri ve liderlik pozisyonlarında çeşitliliğin teşvik edilmesi de bu dönüşümü hızlandıracaktır.
Kadın profesyoneller lojistik sektöründe hangi görünür ya da görünmeyen engellerle karşılaşıyor?
Bugün artık açık ve net ayrımcılıktan çok, daha görünmeyen engellerle karşılaşıyoruz. “Cam tavan” kavramı tam da bu noktada devreye giriyor. Kadınlar özellikle operasyonel yoğunluğu yüksek alanlarda hâlâ daha fazla sorgulanabiliyor. Kriz yönetimi ya da üst düzey sorumluluk söz konusu olduğunda aynı performansı gösteren bir erkek daha hızlı “lider adayı” olarak görülürken, kadınlar bazen ekstra bir ispat yüküyle karşı karşıya kalabiliyor. Bir diğer konu ise görünürlük ve network. Üst yönetim pozisyonlarına geçişte yalnızca performans değil, doğru projelerde yer almak ve karar verici masalarda bulunmak da belirleyici oluyor. Kadınlar tarihsel olarak bu alanlarda daha az temsil edildiği için fırsatlara erişim her zaman eşit olmayabiliyor.
Anne olmak da zaman zaman yanlış yorumlanan bir başlık. Oysa ben tam tersini düşünüyorum. Anne olduktan sonra empati gücümün, sabrımın ve aynı anda birçok süreci yönetebilme becerimin daha da geliştiğini fark ettim. Lojistik gibi çok katmanlı ve yoğun bir sektörde bu özellikler aslında ciddi bir liderlik avantajıdır. Bu bariyerleri aşmak için şirketlerin şeffaf terfi sistemleri, eşit fırsat politikaları ve mentorluk programları oluşturması çok önemli.
SEKTÖR DENGELİ BİR YAPIYA DOĞRU İLERLİYOR
Önümüzdeki dönemde lojistik sektöründe kadın temsiline dair nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
Daha dengeli bir sektör yapısına doğru ilerlediğimize inanıyorum. Ancak bunun henüz istediğimiz hızda gerçekleşmediğini ve kendiliğinden olmayacağını da biliyorum. Bilinçli işe alım politikaları, mentorluk programları ve özellikle kadın dayanışması dönüşüm hızlandıracaktır. Kariyer yalnız yürünecek bir yol değil. Dayanışma bu yolculuğu daha güçlü kılıyor ve kadınlar birbirini desteklediğinde dönüşüm çok daha hızlı gerçekleşiyor. Ben inanıyorum ki; bir kadın yükseldiğinde yalnızca kendisi yükselmez, arkasından gelen birçok kadının da yolunu aydınlatır.
